Küresel konteyner taşımacılığında gemi programlarına uyum (schedule reliability), son yıllarda tedarik zincirinin en kritik performans göstergelerinden biri haline gelirken, yoğun aktarma limanlarında artan operasyon baskısı sistemin dengesini zorlamaya devam ediyor. Sea-Intelligence’ın yeni analizi, özellikle Kuzey Avrupa’daki büyük limanlarda bu baskının somut bir “performans kaybına” dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Sea-Intelligence tarafından yayımlanan 760 numaralı Sunday Spotlight analizine göre, Kuzey Avrupa’nın en büyük konteyner limanları gemi programlarına uyum (schedule reliability) açısından bölge ortalamasının gerisinde kalıyor. Temmuz 2025 – Şubat 2026 dönemini kapsayan çalışmada, özellikle yoğun trafiğe sahip merkez limanlarda performans düşüşü dikkat çekiyor.
Analize göre Rotterdam, Antwerp ve Hamburg gibi ana aktarma limanlarında görülen yoğunluk, “hub penalty (merkez liman cezası)” olarak tanımlanan bir etkiyi ortaya çıkarıyor. Bu durum, büyük limanların artan hacim nedeniyle gemi programlarına uyumda daha fazla zorlandığını gösteriyor.
Verilere göre:
Buna karşılık Bremerhaven, Dunkirk ve Wilhelmshaven gibi daha küçük limanların ortalamanın üzerinde performans gösterdiği ve daha istikrarlı bir operasyon yapısına sahip olduğu görüldü.
Analiz, tedarik zincirinde uzun süredir geçerli olan “en büyük limanlar en güveniliridir” varsayımının artık her zaman doğru olmadığını ortaya koyuyor. Yoğunluk arttıkça operasyonel tıkanıklıkların da arttığı ve bunun gemi programlarında gecikmelere yol açtığı belirtiliyor.
Sea-Intelligence’a göre bu durum, yük sahipleri (shippers) için liman seçimini daha kritik hale getiriyor ve yalnızca kapasitenin değil, operasyonel düzenin de belirleyici olduğunu gösteriyor.