Avrupa Birliği, Rusya’ya yönelik 18. yaptırım paketiyle denizcilik sektörünü doğrudan etkileyen yeni ve sert düzenlemeleri hayata geçirdi. Küresel petrol ticaretini bir kez daha şekillendiren bu adım, yaptırım uygulama ve denetim mekanizmalarında yeni bir dönem başlatırken, deniz taşımacılığında uyum yükünü ve operasyonel belirsizliği ciddi oranda artırdı.
Yeni paketle birlikte, ilk kez bir rafineri ve iki gemi sicil otoritesi doğrudan yaptırım listesine alındı. Bu adım, Rusya’nın yaptırımları deniz yoluyla aşmak için kullandığı karmaşık yapıların hedef alındığını gösteriyor. AB’nin bu genişlemeye yönelik ikincil yaptırımlar getirmesi, yaptırımların sadece AB sınırları içinde değil, üçüncü ülkelerdeki aktörlere karşı da uygulanacağının sinyali olarak değerlendiriliyor.
AB, “karanlık filo” olarak adlandırılan ve Rus petrolünü uluslararası yaptırımları ihlal ederek taşıyan 105 yeni tankeri yaptırım listesine dahil etti. Bu gemiler, sahte bayrak kullanımı, AIS sinyal manipülasyonu, karmaşık sahiplik zincirleri ve yasa dışı gemiden-gemiye transfer gibi uygulamalarla dikkat çekiyor. AB yaptırımları altındaki toplam gemi sayısı böylece 440’ı aştı.
Windward verilerine göre bu gemilerin tamamı daha önce “yüksek riskli” olarak işaretlenmişti. %96’sı karanlık filo kapsamında sınıflandırılırken, hiçbir gemi gri filo içinde değerlendirilmedi.
Gabon ve Komorlar gemi sicillerini yöneten Intershipping Services LLC, yaptırımları ihlal eden Rus petrol gemilerine bayrak sağladığı gerekçesiyle AB tarafından yaptırımlara tabi tutuldu. Komorlar siciline kayıtlı 132 gemi hâlihazırda Batı yaptırımları altında bulunuyor. Bu adım, sık sık bayrak değiştiren gemilere (flag hopping) karşı açık bir uyarı niteliği taşıyor.
AB, Rus ham petrolü için 3 Eylül 2025’te yürürlüğe girecek olan dinamik fiyat tavanını 47,60 $/varil olarak belirledi. Bu tavan, yetkili fiyat ajanslarından alınan verilere göre, Rus petrolünün ortalama fiyatının %15 altı baz alınarak her altı ayda bir güncellenecek.
Yeni kurallar, Rus ham petrolünün tavan fiyatın üzerinde satılması durumunda, AB’li taşıyıcılar ve hizmet sağlayıcıların taşıma yapmalarını yasaklıyor. Bu durumun, Yunan sahipli tankerlerin pazar payını hızla terk etmesine yol açabileceği belirtiliyor. Çünkü Temmuz ayında Rus petrolünün %40’ı Yunan gemileriyle taşınmıştı.
Ancak, bu boşluğu dolduracak alternatif tankerlerin büyük bölümü zaten AB, ABD veya İngiltere yaptırımları altında. Bu da ithalatçı ülkelerin limanlarında yaptırımlı tankerlerin kabul edilip edilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
21 Ocak 2026 itibarıyla, Rus ham petrolünden üretilmiş ancak üçüncü ülkelerde işlenmiş olan dizel, benzin ve jet yakıtı gibi ürünlerin AB’ye ithalatı tamamen yasaklanacak. Bu önlem, “Rus petrolünün aklanması” olarak adlandırılan uygulamalara doğrudan bir müdahale niteliğinde.
Hindistan ve Türkiye gibi, Rusya’dan ham petrol alıp AB’ye rafine ürün satan ülkeler bu düzenlemeden en çok etkilenecek bölgeler arasında yer alıyor. İstisnalar yalnızca ABD, İngiltere, Japonya, Güney Kore ve Norveç gibi “partner ülkeler” için geçerli olacak.
AB’de faaliyet gösteren ancak yaptırımlı Rus şirketlere bağlı olan şirketlerin, ana merkezlerinden onay almadan hareket edememesi durumunda faaliyetleri engellenecek. Bu uygulama, yaptırım altındaki firmaların Avrupa içindeki şirketlerini kullanarak operasyonlarını sürdürmelerinin önüne geçmeyi hedefliyor.
Yeni paket, sadece Rus değil, üçüncü ülkelerde yer alan yaptırım “kolaylaştırıcılarını” da hedef alıyor. BAE, Hindistan, Singapur ve Mauritius gibi ülkelerdeki petrol ticareti, taşıma ve hizmet şirketleri, Rus petrolünü gizlemek, menşe belgelerini sahtelemek, fiyat tavanını aşmak veya teknik hizmet sunmak gerekçeleriyle yaptırım listesine alındı.
AB, bu aktörlere malvarlığı dondurma, finansman yasağı ve limanlara giriş yasağı gibi yaptırımları doğrudan uygulayabilecek. Bu da uyum yükümlülüklerinin artık AB sınırlarının ötesine taşındığını açıkça ortaya koyuyor.
Yaptırımlar, Rus Rosneft için taşıma yapan Coral Energy ve bağlantılı kuruluşları da kapsadı. Sahte bayrakla seyreden ve Estonya Sahil Güvenliği’nin uyarılarını dikkate almayan bir tankerin sahibi, yöneticisi ve kaptanı da yaptırım listesine alındı.
AB, bu 18. paketi şimdiye kadarki en sert yaptırım paketi olarak tanımladı. Ancak Batı’nın yaptırımlar konusundaki stratejik ayrışması, küresel denizcilik uyumunu daha karmaşık ve çok boyutlu hale getiriyor. Riskler artarken, yeni düzenleyici boşluklar da oluşuyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nin ikincil yaptırımları hayata geçirip geçirmeyeceği henüz net değil. Ancak bu yönde bir adım, dolar bazlı küresel deniz ticareti üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir.