Avrupa merkezli gemiler, Rus petrolünün taşınmasında giderek daha büyük bir rol üstleniyor. Haziran ayında Rusya çıkışlı ham petrol ve rafine ürünlerin yüzde 37’si Yunan sahipli tankerlerle taşındı. Bu durum, Batı’nın uyguladığı yaptırımların etkisini önemli ölçüde azaltırken, denizcilik hizmet sağlayıcıları için daha karmaşık ve riskli ticaret rotaları doğuruyor.
Windward’ın Haziran ayına ait tanker trafiği analizine göre, toplam 22,2 milyon tonluk Rusya çıkışlı petrol ve ürününün 7,8 milyon tonu Yunan sahipli gemilerle taşındı. Söz konusu taşımalar, G7 ülkelerinin belirlediği varil başına 60 dolarlık tavan fiyat kuralına uygun olarak gerçekleşti.
Yunanistan’ın önde gelen armatörleri, son aylarda düşen petrol fiyatlarını fırsat bilerek Rusya ile olan ticaret hacmini artırdı. Bu genişleme, İngiltere ve Avrupa Birliği’nin yaptırımlarla sınırlandırmaya çalıştığı pazara yeni tonajların dahil olmasına yol açtı.
Son 12 ayda İngiltere 232, Avrupa Birliği ise 393 tankeri yasaklı listesine aldı. ABD ise Ocak 2025’te 160 tankeri hedef alan yaptırımlar uyguladı. Ancak bu yaptırımlara rağmen birçok gemi faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor. Özellikle petrol fiyatlarının düşmesi, bazı Batılı armatörleri yeniden Rusya ticaretine yönlendiriyor.
Haziran ayında Rusya’nın ana ihracat petrolü olan Urals ham petrolünün ortalama varil fiyatı 58,62 dolar olarak kaydedildi. Bu, üst üste beşinci ayda da 60 dolarlık tavan fiyatın altında kalındığını gösteriyor. Doğu Rusya’dan çıkan ESPO petrolü ise 63 dolar seviyesinde fiyatlandı.
Windward’ın verilerine göre, Rus petrolü taşıyan tankerlerin yüzde 65’i yüksek yaptırım riski taşıyor. Bu gemilerin yüzde 24’ü yaptırım altında bulunuyor ve Haziran ayındaki sevkiyatların yüzde 29’u bu gemilerle gerçekleşti. Yunan sahipli tankerler, Urals petrolünün yüzde 41’ini ve Rus rafine ürünlerinin yüzde 43’ünü taşıdı.
Ayrıca, Windward tarafından “karanlık” veya “yüksek riskli” olarak tanımlanan ve Batı yaptırımlarına tabi olan gemiler, Haziran ayında Rusya’dan çıkan toplam petrolün yüzde 30’unu taşıdı. Bu gemiler genellikle Kuzey Kutbu ve Rusya’nın doğu limanlarından Çin ve Hindistan’a yapılan sevkiyatlarda görev aldı. Bu taşımalarda varil fiyatı çoğunlukla 60 dolarlık sınırın üzerinde kaldı.
Yeni ortaya çıkan bu ticaret düzeni, denizcilik sektöründe faaliyet gösteren tüm aktörler için daha karmaşık bir uyumluluk ve risk yönetimi süreci gerektiriyor. Özellikle yaptırımların farklı ülkeler tarafından eşit şekilde uygulanmaması, düzenleyiciler açısından büyük bir zorluk oluşturuyor. ABD yaptırımlarına tabi gemiler genellikle yalnızca Rusya-Çin arasında faaliyet gösterirken, AB ve İngiltere’nin yasakladığı gemiler Hindistan ve Latin Amerika gibi daha geniş rotalarda faaliyetlerini sürdürüyor.
Petrol fiyatlarının düşük seyretmeye devam etmesi durumunda, Batılı denizcilik hizmet sağlayıcılarının yeniden Rusya pazarına yönelip yönelmeyeceği ve bu yeni risklerin nasıl yönetileceği önümüzdeki dönemde sektörün en önemli sorularından biri olacak.