Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Dünyada deniz ürünlerine yönelik artan talep, yalnızca balıkçılık sektörünün büyümesini değil, yasa dışı, bildirilmeyen ve düzenlenmeyen (IUU) balıkçılık faaliyetlerinin de devam etmesini beraberinde getiriyor. British Columbia Üniversitesi (UBC) tarafından yapılan bir araştırma, özellikle yüksek gelirli ülkelerdeki tüketim talebi ile gelişmekte olan ülkelerin sularındaki yasa dışı balıkçılık faaliyetleri arasında dikkat çekici bir bağlantı bulunduğunu ortaya koyuyor.
Dünya genelinde milyonlarca insanın geçim kaynağı olan balıkçılık, aynı zamanda kıyı toplulukları için temel bir gıda ve gelir kaynağı. Ancak yasa dışı avcılık, bu kaynakların sürdürülebilirliğini tehdit ederken özellikle denetim kapasitesi sınırlı ülkelerdeki yerel balıkçıları da baskı altında bırakıyor.
Araştırmaya göre IUU balıkçılığı yalnızca denizde yasa dışı avlanan gemiler üzerinden değerlendirmek, sorunun tamamını ortaya koymuyor.
Yasa dışı olarak avlanan ürünlerin küresel pazarlara ulaşabilmesi için limanlar, aracı şirketler, ticaret kanalları ve nihai tüketici pazarlarından oluşan geniş bir zincirin devreye girmesi gerekiyor. Bu nedenle araştırmacılar, yasa dışı balıkçılığın küresel deniz ürünleri tedarik zincirinin bir parçası olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
Özellikle yüksek gelirli ülkelerdeki güçlü deniz ürünleri talebi, ürün fiyatlarını ve dolayısıyla yasa dışı avcılığın ekonomik cazibesini artırabiliyor.
Yasa dışı balıkçılığın etkileri, özellikle deniz kaynaklarına yüksek oranda bağımlı olan gelişmekteki ülkelerde daha belirgin şekilde görülüyor.
Afrika’nın batı kıyıları bu açıdan öne çıkan bölgelerden biri. Bölgede faaliyet gösteren uzak su balıkçılık filolarının yoğunluğu, yerel balıkçıların aynı kaynaklar için rekabet etmesine neden olurken, aşırı avlanma riski de artıyor.
Yerel toplulukların balık stoklarına erişiminin azalması, yalnızca ekonomik kayıplara değil, gıda güvenliği açısından da ciddi sonuçlara yol açabiliyor.
Uydu görüntüleri, AIS takibi, yapay zekâ destekli analizler ve elektronik gözlem sistemleri sayesinde balıkçı gemilerinin faaliyetlerini takip etmek geçmişe kıyasla çok daha kolay.
Ancak yasa dışı faaliyet gösteren gemiler de bu teknolojilere karşı farklı yöntemler kullanabiliyor. AIS sistemlerinin kapatılması, gemi kimliklerinin değiştirilmesi ve denizde gemiden gemiye aktarma yapılması, yasa dışı avların tespit edilmesini ve ürünlerin kaynağının takip edilmesini zorlaştırıyor.
Bu nedenle araştırmacılara göre teknolojinin geliştirilmesi kadar, elde edilen verilerin liman kontrolleri ve ticaret denetimleriyle birleştirilmesi de önem taşıyor.
IUU balıkçılığın önemli sorunlarından biri, yasa dışı yollarla elde edilen ürünlerin daha sonra yasal deniz ürünleri ticaretinin içerisine girebilmesi.
Avın nerede, hangi gemi tarafından ve hangi koşullarda gerçekleştirildiğinin yeterince izlenememesi, ürünün kaynağının doğrulanmasını güçleştiriyor.
Bu durum, yalnızca balıkçılık kaynaklarının korunmasını değil, deniz ürünleri ticaretinin şeffaflığını da önemli bir konu haline getiriyor.
Araştırmanın ortaya koyduğu temel sonuçlardan biri, IUU balıkçılıkla mücadelenin yalnızca kaçak avlanan gemilerin tespit edilmesine indirgenemeyeceği.
Denizde gözetimin artırılması, liman kontrollerinin güçlendirilmesi, deniz ürünlerinin tedarik zinciri boyunca izlenebilmesi ve ülkeler arasındaki veri paylaşımının geliştirilmesi gerekiyor.
Bunun yanında yüksek tüketim talebine sahip pazarlarda ürünlerin kaynağının daha etkin şekilde kontrol edilmesi, yasa dışı avcılığın ekonomik olarak cazibesini azaltabilecek önemli adımlardan biri olarak öne çıkıyor.
Araştırma, yasa dışı balıkçılığın yalnızca çevresel bir sorun olmadığını; deniz taşımacılığı, liman operasyonları, uluslararası ticaret ve kıyı ekonomileriyle doğrudan bağlantılı küresel bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.
Deniz ürünlerinin avlanmasından tüketiciye ulaşmasına kadar uzanan zincirin daha şeffaf hale getirilmesi, hem balık stoklarının korunması hem de yasal balıkçılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor.