Kızıldeniz’deki deniz trafiği, son gelişmelere rağmen normal seviyelerin yüzde 60 altında seyretmeye devam ediyor. Özellikle Bab el-Mendeb ve Süveyş Kanalı geçişleri “yeni normal” aralığında kalırken, ABD ile Husiler arasında varılan ateşkes anlaşması toplam trafik hacminde beklenen artışı sağlayamadı. Sektör temsilcileri ve analizler, armatörlerin ve operatörlerin büyük çoğunluğunun hala temkinli bir yaklaşım sergilediğini ortaya koyuyor.
Lloyd’s List Intelligence tarafından sağlanan verilere göre, Mayıs ayında Bab el-Mendeb Boğazı’ndan 10.000 dwt üzeri kargo gemisi geçişi 971 olarak kaydedildi, bu da tonaj bazında 65.5 milyon dwt’ye denk geliyor. Aynı dönemde Süveyş Kanalı’ndan ise 891 geçiş gerçekleşti ve tonaj olarak 67.9 milyon dwt’ye ulaşıldı. Bu rakamlar, Husi saldırıları öncesi dönemdeki trafik hacmine kıyasla yüzde 60’lık bir düşüşü işaret ediyor ve bölgedeki denizcilik faaliyetlerinin “yeni normal” seviyesine oturduğunu gösteriyor.
Mayıs başında ABD ile Husiler arasında varılan ateşkes, bölgeye geri dönüş için bir umut ışığı olarak görülse de, analizler bunun beklenen toplu geri dönüşü tetiklemediğini gösteriyor. Analistlerin önceden de belirttiği gibi, ateşkesin deniz trafiğini hızla normale döndürmesi beklenmiyordu. Ancak, İsrail ile Hamas arasındaki önceki ateşkes anlaşmasının Ocak ayında uygulanmasıyla birlikte, bazı büyük armatörler ve operatörler Bab el-Mendeb geçişlerine ilişkin duruşlarını yeniden değerlendirmeye başladı. Bu durum, krizin başlangıcından bu yana rotalarını değiştiren şirketlerin dahi Kızıldeniz’i yeniden gündemlerine aldığını gösteriyor.
Mısır, denizcilik hatlarını Kızıldeniz’in güvenli bir seyir rotası olduğuna ikna etmek amacıyla yoğun çaba sarf ediyor. Bu bağlamda, Süveyş Kanalı İdaresi, trafiği artırmak için konteyner gemilerine yüzde 15 transit ücreti indirimi sunuyor. Ancak, Mayıs ayı verileri, bu indirimlerin konteyner gemisi geçişlerinde henüz önemli bir artışa yol açmadığını gösteriyor; 141 geçiş kaydedilen Mayıs ayı, 2025’in ilk çeyreğindeki aylık ortalama 152 geçişin altında kaldı.
Kızıldeniz’deki güvenlik dinamiklerinde yaşanan değişikliklere rağmen, gemi takip verileri, krizin başlangıcında Ümit Burnu rotasına yönelen sektörün büyük çoğunluğunun hala temkinli davrandığını açıkça ortaya koyuyor. Armatörler ve operatörler arasında bölgeye geri dönüşler yaşansa da, genel endüstri trendi ihtiyatlı bir duruşu sürdürüyor. Bu durum, bölgedeki jeopolitik belirsizliklerin ve güvenlik endişelerinin denizcilik sektöründe uzun vadeli etkiler yaratmaya devam ettiğini gösteriyor.
